İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ülkemizin En Çok Satanı: Stefan Zweig

Bugün sizlere Türkiye’de kitapçılarda ismini en çok gördüğünüz yazardan bahsetmek istiyorum: Stefan Zweig. Her ne kadar dünyada da epey ün yapmış olan bir yazar olsa da, Türkiye’de sevildiği ve okunduğu kadar kendi ülkesi olan Avusturya’da bile okunmuyordur. Abarttığımı sanmayın, zira Zweig’ın eserlerinin en çok satan olduğu tek ülke -sanıyorum ki- biziz. Peki bunun sebebi neler olabilir? Bu sorunun cevabını Zweig’ın 61 yıllık hayat hikayesinden öte, edebiyatta yarattığı yenilikler üzerine düşünerek vermek istiyorum.

Stefan Zweig, zorlu bir dönemde dünyaya geldi. 28 Kasım 1881 yılında Avusturya’da doğdu(birçoğu onu Alman sanar; fakat değildir). İngilizce, Latince, İtalyanca, Fransızca, Yunanca gibi dilleri erken yaşta öğrendi. 23 yaşına geldiğinde, felsefeden tezini hazırlamıştı bile. Onun bu dillere ve edebiyata düşkünlüğü, kendisinin başarılı bir edebiyatçı olacağının habercisiydi. 60’a yakın eser bıraktı arkasında. Romanlar, hikayeler, denemeler, biyografiler ve daha niceleri… Peki Zweig’ı Zweig yapan şeyler neydi?

Psikolojik Tasvirler

Stefan Zweig, insan duygularını oldukça iyi betimleyen bir yazardır. Ana karakterin psikolojisine iner, iç konuşmalar ve tasvirlerle yaşadığı durumu ve ruh halini okurlara oldukça güzel anlatır. Korku duyan bir kahramanın çekimser ve titrek adımlarını sanki yanıbaşınızdaymış gibi hissettirerek okutur size.

Romantiklik

Bilindiği üzere duygusal bir topluma sahibiz. Çok şeye çabuk sevinir, çabuk üzülürüz. Stefan Zweig’ın ele aldığı birçok karakter de duygusaldır. Hatta Zweig’ın kendisinin de oldukça kırılgan, narin ve duygusal olduğu söylenebilir. Bu yapısını çoğu romanında ana karaterlerine yansıtır, daha önce bahsettiğimiz psikolojik tasvirlerinde aslında karakterlerinin genel anlamda duygusal, kırılgan bir yapıya sahip olduğu görülür.

Üslup

Zweig oldukça akıcı bir dile sahiptir. Betimlemeleri, diyalogları ve olayları ne abartarak, ne de kısarak verir. Anlatımı kabalıktan uzak, genel itibariyle temiz bir nehrin akışı kadar durudur. Sözü çok uzatmaz, buna rağmen özellikle betimlemelerde yeri geldiğinde sözünü esirgemez.

Tadımlık Romanlar

Onun romanlarının çoğu roman ve hikaye arasında kalmış bir uzunluğa sahiptir. Geneli 60-70 sayfa olan kitapları(hikaye ve romanları), okumaya üşenen insanlarımız için dahi son derece uygundur.

Sonuç

Stefan Zweig, Avrupalı bir romancının ötesinde sanki bizim topraklarımızda doğmuş; ancak bizim insanımızdan daha çok insanın genel psikolojisini anlatmayı seçmiş bir yazar gibidir. Onun o duygusal, kadınları iyi tanıyan ve anlatan yönüyle lafı çok uzatmayıp sonuca bağlaması belki de Türk insanına çok uygun gelmiştir, ne dersiniz? Sebebi ne olursa olsun, onun biraz daha yaşayıp Hitler’in çöküşünü görmesini isterdim. Zira Zweig, 1941 yılında karısıyla kaçmak zorunda kaldığı Brezilya’da intihar ederek yaşamına son verdi. Biraz daha yaşasaydı, belki de yalnızca ülkemizde değil; dünyada da gerçekten hak ettiği değeri görebilirdi…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir