İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Deliliğin Komedisi: Asabiyeci

Last updated on 24/02/2019

Asabiyeci, Machado de Assis, Encore Yay.

Komedinin toplumsal(veya siyasi) eleştiriyle buluşmasını epey bir özler olduk. Zira ülkemizde bazı durumlardan ötürü insanlar iyice eleştiri yapmaya korkar hale geldi. Bu durum tarih boyunca farklı dönemlerde, hemen hemen her yerde yaşanmış ve bazı yerlerinde halen yaşanmaktadır. Size uzaklardan, Brezilya’dan bir komedi-toplum eleştirisi hikayesi sunmak istiyorum bugün: Asabiyeci

Machado de Assis

“Asabiyeci” kelimesi, TDK tarafından “Sinir hastalıkları uzmanı” olarak tanımlanmıştır(günlük hayatta bu kelimeyi sıfıra yakın kullandığımız için, bunu belirterek yazıya başlamak doğru olacaktır diye düşündüm). Hikaye de zaten bu isimle doğrudan bağlantılı. Öncelikle yazarımızın adı Machado de Assis ve kendisi 1839-1908 yılları arasında, hayatının çoğunu Brezilya’da geçirmiş bir yazardır. Komedi ve eleştiriyi harmanlamasıyla bilinir, nükteleri yerine göre serttir. Asabiyeci, onun 1882 yılında yazdığı bir hikayesidir. Hikaye diyorum ama, aslında roman mı hikaye mi olduğu belirsizdir. Tam olarak 100 sayfadan oluşur(Encore Yay.) ve tür olarak novella diyebileceğimiz “uzun hikaye”lerdendir. Roman denecek kadar detaylı betimlemelere sahip değildir, hikaye olacak kadar da kısa değildir.

Asabiyeci, küçük bir kasabada geçen efsanevi bir hikayeye dayanmakta. Brezilya’nın Itaguai isimli ufak bir kasabasında Simao Bacamarte isimli bir doktor, orada bir akıl hastanesi açmaya karar verir. 40’lı yaşlarında olan bu doktor, tam bir bilim aşığıdır. Öyle ki, eşi Dona Evarista ile evlenirken bile sebep olarak aşk meşk değil, “tansiyonunun normalliği, sindirim sisteminin kusursuzluğu”na bağlayarak kendisine güzel çocuklar verebilmesi olarak göstermiştir. İnsanlara da sistematik bakar, duygusal yönü neredeyse hiç yoktur. Açtığı bu akıl hastanesine “Yeşil Ev” adı verilir ve zamanla halk tarafından genel olarak sevilmeye başlar. Bu hastanede yakın dostu olan eczacı Crispim Soares’i de çalışmaya davet eder. Dostu seve seve kabul eder ve çalışmaya koyulurlar.

En başlarda her şey yolundadır. Doktor ve asistanı hastaneye kapatılan ve akıl sağlığı yerinde olmayan insanların her birine apayrı çözümler üreterek tedavi yolları bulurlar; fakat zamanla hasta sayısı gitgide artar ve halk endişelenmeye başlar. En normal gözüken insanlar bile hastaneye kapatılmaya başlanır ve gerekçeleri açıklanmaz. Örneğin; doktor bir seferinde karısına abartılı methiyeler düzüp kendisini tanrılaştıran bir adamı akıl hastanesine kapatır. Halk bunu kıskançlıktan yaptığını sanar, ancak onun gözünde bu adamın eşini bu kadar abartması saçmalıktır. Eşinde bu kadar da abartılacak bir yön yoktur. Bir diğer vakada doktor, geçmişte epey zengin olan ve bu parasını herkese borç verip bu paraları alamayınca da fakirleşen gariban bir adamı hastaneye kapatır. Halk çok şaşırır, kuzeni doktorla konuşmaya gider. Kuzenine büyü yapıldığını söyleyen ve bunu kanıtlayabileceğini söyleyen kadını doktor anlayışla karşılar ve kuzenini görmesi için hastaneye gitmesine izin verir. Kadın hastaneye gittiği anda onu da oraya kapatır.

Doktor, içten içe deliliğin bu kadar fazla olmasına şaşırsa da profesyonelce kaldığı yerden devam etmek ister. İnsanların endişesini, aldığı tehditleri umursadığı yoktur. Ta ki halkın ayaklanıp meclis binasını ve kendi hastanesini bastığı güne kadar…

Doktor ve halk, bu hikayede iki farklı zümreyi temsil etmekte. Halkın büyük çoğunluğunu tek tipleştiren yazar, doktoru okumuş ve ortalamanın üstündeki kesmi temsil etmek için sembolleştirmiştir. Bu iki kesim birbirini anlayamaz ve halk, diğer kesme sıkça saldırır. Bu konuyu mizahi bir yönle veren Machado de Assis’in “Asabiyeci” adlı eserini kesinlikle tavsiye ederim. Puan vermem gerekirse 10 üzerinden 8.5 veriyorum. Kitaptan bazı alıntılarla yazıyı sonlandırıyorum:

Asıl delilik, delilerin aynı çatı altında birlikte yaşayabileceğini sanmaktır.”

“Her ne kadar saçma veya bozuk da olsa alışılmış düzeni kökünden değiştirmek daima zordur.”

“Bugüne kadar delilik, aklıselim okyanusunda küçük bir ada olarak düşünüldü. Ama ben artık onun hiç de bir ada değil koskoca bir kıta olduğundan şüpheleniyorum.”

“Korku, akıl hastalığının sık görülen bir belirtisiydi.”

“Normalliğin temelinde dengesizlik vardı ve anormal olanlar, yani gerçek hastalar, dengeleri yerinde ve bütünüyle akıl sahibi kişilerdi.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir